Ağır Ceza Avukatları Nasıl Çalışır ?

0
36

Müvekkillerimizden sık sık duyduğumuz bir arayışın adı bu. İzmir’in en iyi Ağır Ceza Avukatı ile çalışmak istiyoruz sorularını yöneltiyorlar. Hatta cümle kimi zaman daha da uzayabiliyor, para hiç mühim değil, en iyisi olsun… Peki mümkün mü böyle bir şey? Bu kavramın içini ne tür tez doldurabiliriz? Etik değerler açısından bir takım sorulara yanıt vermemiz gerekmektedir.

1- Peki en iyi İzmir Ağır Ceza Avukatı kimdir?

Ceza hukukunun genel prensiplerine hakim, sorgulama ve davranış yöntemlerinde hakkında bilgili, sözlü savunma konusunda tecrübesiz olmayan ve duruşmasına hazırlanarak giren her avukat, en iyi Ağır Ceza Avukat’tır. Zira ceza hukukunda davanın taraflarından biri bizzat kamunun zattır. Yani müşteki adına davayı açan Cumhuriyet Başsavcısıdır. Dolayısıyla özel hukukta olduğu gibi tarafların ileri sürdüğü delillerden ibaret bir yargılama söz konusu mümkün olamaz. Bu da tarafların avukatlarının (ceza yargılamalarında ki sıfatıyla mudafilerinin) yapabileceklerinin kısıtlı ve sınırlı olduğu anlamına gelmektedir. Yani kimi zamanda elinden gelen en iyi şekilde görenini yapan Ağır Ceza Avukatı dava sonucunda müvekkili ceza alabilir veya tersi durumlarda,

sanık beraat edilebilirde. Aksini vaat etmek dahi ceza yargılamalarına ilişkin tecrübesizlikten kaynaklanmaktadır. Avukat ararken mutlaka bu hususlara dikkat etmek gerekmektedir.

2- Adamı ipten alan Ağır Ceza Avukatı deyimi yalan mı?

Böyle bir halk tabiri elbette gerçeği yansıtamamaktadır. Mevcut rehber vaziyeti sanık lehine aklanmayı gerektirirse, bu delilleri sunan avukatın kimliği durumu değiştirmemesi gerekmektedir. Zira avukatın yapabileceği tek şey delilleri vermek ve kalanını Mahkeme huzuruna bırakmaktır. Özel hukuklardan farklı olarak ceza algılamalarının yöntem kanunu gereği çoğu zaman kanıtların nasıl sunulduğu da önem arz etmiyordur.

İster oturum arasında ister duruşmada sunulsun, avukatın yapması gereken tek şey delilleri gerektiği şekilde sunmaktır. Fazlasına dair bir yöntem, en azından bizim hukukumuzda bulunmamaktadır.

3- Duruşmalarda gerekli gereksiz olarak abartılı savunmalar yapmak iyi avukatlığa mı kılavuzluk etmektedir?

Bu konu hakkında yanlış bilinen maddelerden başında gelmektedir. Türkiye’de yargılamalarda Amerikan filmlerinde görünenden farklı olarak “jüri” denen kamu vicdanı yer bulunmamaktadır. Amerika’da kamu vicdanını temsil eden ve hukukçu olmayan kişilerden oluşan jüri, ateşli savunmalardan ve hitabetten etkilenmeye açık olduğu için Amerikan avukatları doğrudan doğruya jüriye yönelik sözlü savunmalar sunarlar. Halbuki bizim Hukuk sistemimizde tek karar merci hakim ya da hakimler heyetidir. Hukukçulardan oluşan ve günde 20 tane duruşmaya kadar giren bu hakimlerin avukatın sözlü savunmasından etkilenmesi veya kanaat değiştirmesi pek mümkün değildir. Uzun savunmalardan hoşlandıkları dahi söylenemez; daha çok yazılı savunma sunulmasını istemektedirler.

4- Ağır Ceza Avukat’ları neden duruşmalarda uzun soluklu ve sözlü savunma yapmaya ihtiyaç duyuyorlar?

Cevap aslında sorunun içinde gizlidir, müvekkillerinin bunu görmek istemelerinden. Ne yazık ki hukuk sistemimizin gerçeklerine dayanıyor, insanlarımız dosyaya sunulan yazılı savunmaları ve kanıtları bilmediklerinden kaynaklanmaktadır, Ağır Ceza Avukat’larını sadece duruşmalarda ki performanslarına göre değerlendirilmektedir. Bu da avukatlarının müvekkillerine karşı asıl olan yararı sağlayacak yazılı savunmadan alıkoyup enerjilerini büyük oranda sözlü savunmalara ayırmaya yöneltmektedir.

Bu işin sonunda yargılanan şahıs her ne kadar avukatının varlığından ve yaptıklarından tatmin olsa da, mevcut durumunda bir değişiklik olmamasının sorumluluğunu Mahkemeye bırakıyor ve avukat da işini doğru yapmış kişi olarak yoluna devam etmekte. Halbuki bu durumdan en zararlı çıkan bizzat müvekkil olmuş oluyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here