AK Parti sözcüsü Çelik’ten vatandaşları heyecanlandıran sözler: Cumhurbaşkanımız haziran ayında çeşitli müjdeler açıklayacak

0
12

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MYK toplantısı devam ederken gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kameralar önünde vatandaşları heyecanlandıran ifadeler kullanan Çelik, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız 81 ili kapsayan bir TOKİ sosyal konut projesi üzerine çalışıyor. İnşallah Cumhurbaşkanımız haziran ayında çeşitli müjdeler açıklayacak.” dedi.

Ak Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK Toplantısı devam ederken gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Toplantının ardından kameralar karşısına geçen parti sözcüsü Çelik, “Yeni dünyadan bahsettiğimiz dönemde, Türkiye güçlü bir şekilde kendi planını uygulamaya devam ediyor. Cumhurbaşkanımız Ulaştırma ve Lojistik Ana Planını açıkladı. Bu plana 198 milyar dolarlık bir bütçe ayrılacak. Pek çok sektörde bu gelimeler oluyor. Türk start-upları yılın ilk çeyreğinde 1.3 milyar dolarlık yatırımla, 2021 genelinde elde ettikleri yatırıma sadece 3 ayda ulaştılar. Türkiye’nin AR-GE projesinin son yıllarda kazandığı açısından önemli rakamlar. Cumhurbaşkanımız şehirleşme ve vatandaşlarımızın konut elde edinmesi konusunda yakından takip ediyor. Bunun için Çevre Bakanlığımız 81 ili kapsayan birproje gerçekleştiriyor. Bu projenin detaylarını sayın Cumhurbaşkanımız haziranda açıklayacak.” açıklamasında bulundu.

Çelik’in açıklamalarından satır başları şu şekilde:

“Kanada’da Toronto’da teraviden çıkan Müslamanlara ateş açıldı. Kanada makamlarının gerekli önlemleri almasını bekliyoruz. Bu saldırganlıkları şiddetle kınadığımızı bildiriyoruz

Ramazan ayında maalesef büyük bir üzüntüyle karşılaştığımız şiddet olaylarıyla karşılaşıyoruz. Kanada’da Müslümanlara yönelik saldırı oldu. En çok içimizi yakan Filistin’de Müslümanlara yönelik olan şiddettir. Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılar, maalesef şiddet olaylarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Mescid-i Aksa ve Kudüs kırmızı çizgimizdir. 1’i çocuk olmak üzere 7 Filistinlinin hayatını kaybettiği bu olaylar, asla kabul edilemez. Mescid-i Aksa’nın ve oradaki Müslümanların korunması için elimizden gelen çabayı göstermeye devam edeceğiz.

Türkiye, meşru müdaafa hakkını kullanarak, Pençe-Kilit operasyonunu başlattı. Operasyonu BM’nin 51. maddesine dayanarak yapıyoruz. Bu tabi terör örgütünün tespit edildiği hazırlıklar üzerine gerçekleştirilen bir harekattır. Gönül ister ki terör örgütünün bulunduğu kardeş devletler, bu terör örgütünü oradan çıkarsınlar, bu operasyonlara gerek kalmasın. Kahraman Mehmetçiğin bu çabasının hedefe ulaşacağından hiçbir kuşkumuz yoktur.

Pandemi dönemi güçlü bir şekilde yönetilmeye çalışıldı. Tabi ki eski halimize dönmedik. Oraya doğru ilerliyoruz. Normalleşmeye yönelik kademeli geçişlerle bunu yapmaya çalışıyoruz. Vaka sayısının 5 binin altına inmesi çok önemli. Bu günlere gelmemizde büyük emeği geçen sağlık çalışanlarına bir kez daha teşekkür ederiz. Bu sebeple bugün birazcık normalleşmeyi tadabiliyorsak, sağlık çalışanlarımızın büyük gayretini hiçbir zaman unutmayacağımızı belirtmek isterim. Pek çok sevdiğimiz insanı kaybettik. Hepsine Allah’tan rahmet diliyoruz. Bundan sonra gerekli uyarıları dinleyerek, Bilim Kurulu’nun aldığı kararlara kademli olarak uygulayarak yeni döneme geçmeyi bekliyoruz.

Savaşın ne kadar mantıksız, ne kadar yıkım getiren bir olay olduğu bu sefer de dünyanın gözleri önünde gerçekleşiyor. Atatürk’ün “Savaş zorunlu değilse, bu bir cinayettir” sözünün ne kadar doğru olduğu bu vesileyle görülmüş oldu. Bütün insanları olumsuz etkilediği daha net görüyor. İstanbul’daki müzakere sürecinin desteklenmesi çok önemli. Putin’le görüşen Avusturya Başbakanı, “Beni iyimser yapan tek şey, Putin’in İstanbul’da yapılan müzakere sürecini dile getirmesiydi.” dedi. Cumhurbaşkanımız tarafından yürütülen müzakere sürecine devletlerin somut olarak bir yaklaşım gösterdiği yok. Bütün bir müzakere süreci Türkiye’nin yürüttüğüdür. Bu süreç iyi anlaşılmalıdır, destek verilmelidir. İkincisi bu kadar kan döküldükten sonra eski günlere dönme konusunda daha büyük problemler olacaktır. Daha aktif pozitif barışın oluşması için Türkiye’nin yürüttüğü müzakere süreci çok önemlidir. Gelinen noktada savaşın Donbas’ta ağırlaşması, insanlara daha çok zarar veren bir tablonun oluşabileceğini gösteriyor.

Pek çok ziyaret oldu son zamanlarda. Bu çerçevede ilişkilerin yoğun olduğu görülüyor. Ukrayna, Afganistan, enerji güvenirliği gibi pek çok konuda ortak işbirliği söz konusu. Ama YPG’ye verilen destek büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bir NATO müttefikinin terör örgütü olarak tanımladığı bir yapıya hiçbir şekilde NATO’dan bir üyenin destek vermemesi gerekir. Şimdiye kadar görülmüştür ki; Güya PKK/YPG’nin DEAŞ’la mücadele ettiği gibisinden hiçbir şekilde inandırıcı olmayan bir argüman sergilediler. Ama ne oldu o silah verilen terör örgütleri imha edilmeye devam ediliyor. Bunun arkasındaki siyaseti görüyoruz. Kimsenin bu çirkin siyasetin arkasında olmaması gerekir. 31 Ekim 2021’de Roma’da Cumhurbaşkanı ile Biden arasında yapılması kararlaştırılan Türkiye-ABD stratejik mekanizması hayata geçmiş oldu.

MSB, 40 yeni F-16 uçak alınması aynı zamanda bizde olan 79 adet F-16’nın o seviyeye çıkarılması için bir talep mektubu oldu. Bu çerçevede daha geniş bir talep mektubuyla Türkiye’nin bu güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması için iletilecek. NATO müttefikleri arasında güvenlik ihtiyaçlarının kısıtlayıcı ambargoların olması mantıksızdır. En zor zamanlarda kısıtlamaların ambargoların olduğu zamanlarda verilmiştir. Şimdi ise daha güçlü kararlar verecek durumdadır. Dayanışma yerine kısıtlama ya da birbirine karşı terör örgütlerini destekleme tutumları olursa bunların sağlıklı işleyen mekanizmalar olması söz konusu değildir. Bunun önüne de bir takım siyasi kısıtlamaların çıkarılması olmamalıdır. Bir NATO müttefiki güvende değilse, hiçbir NATO müttefiki güvende değildir.

Fransa’daki seçimleri yakından takip ediyoruz. Seçimlerdeki oy oranları, hangi adayın geriye öne çıktığı bizim yakın takibimizde. Ama kimsenin iç siyasetine karışacak değiliz. Partilerde İslam düşmanlığının, göçmen düşmanlığının bu kadar normalleşmiş olması Avrupa sağlığını ortadan kaldıran bir durumdur. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde yapılan seçimlerde merkez ve aşırı sağdan gelen oyların aradaki farkı bu kadar azaltmış olması üzerinde durulması gereken bir konudur.

Kimlik siyaseti demokrasileri zehirleyen bir şeydir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Belediye başkanlığından beri hassasiyetle durduğu bir gelenek. Sadece sanatçılarla değil başka grupları da davet ettiğinde nefret siyaseti yapıyorlar. Bunların tek tek düzelmesini beklemek gibi elimizde bir reçete yok. Sanatın daha iyi anlaşılması, başkasının kimliğini inkar eden, başkasının kimliğini sürekli kötü siyaset olarak gösteren yaklaşımdan uzak durmak gerekiyor.

Bunu takip etmek AK Parti açısından üzerinde durduğumuz bir konu değil. İçlerinden biri çıkıp “3. ittifak oluşmuştur” diyor. Bu giderek Türkiye tartışması, siyaset tartışması gibi mekanizmalardan çıkıp bu 6’lı mekanizmanın kendi sorunlarının ifadesi neticesinde bir yapıya dönüşüyor. Biz kendi işimize bakıyoruz.

Çok büyük bir haksızlık. Kendi ülkesinin hükümetini şikayet eden, olmayan bir şeyi varmış gibi anlatım. Bu olayların başlamasından önce sayın Cumhurbaşkanımız, Esad’la görüştüğünde şunu söylüyordu. “Ülkeyi demokratikleştir” Orada terör örgütüne destek verenlerin aklında da gündemin olmayan şeyi söylüyordu. “Oradaki Kürt vatandaşlarına kimlik ver. Onlara bir vatandaşlık hakkı ver” diyordu. Cumhurbaşkanımız Esad’a tavsiyelerde bulunuyordu. Hatta Esad tavsiyeler verilmesi için kapıları açmıştı. Kim diyor, “Türkiye Suriye’yi karıştırmış.”

Cumhurbaşkanımız Esad’la görüşürken bizler ve arkadaşlarımız oradaydık. Esad’ın takdirlerini dinledik. Daha sonra çatışmalar başladı. Ne zaman ki ramazan ayında bu katliamlar yükseldi, Esad yönetimi tam tersi katil şebekesi gibi çalışmaya başladı ve halkın belli bir kesimini yok etmeye yönelik bir tablo sergiledi. O zaman Cumhurbaşkanımız güçlü şekilde tepki göstermeye başladı. Elinde kan olanı hedef almıyorsun, oraya kan dökülmemesi için uğraşan Türkiye’yi Cumhurbaşkanımızı hedef alıyorsun. Gerçekten çok üzücü.

AYM’ye başvurma hakları var. Partinin neredeyse bütün ömrünün AYM’ye başvurmakla uğraşması çok değişik bir durum. Yeni ihtiyaçlar ortaya çıktığı zaman yeni düzenlemeler yapmak gerekiyor. Bu ihtiyaçlara yönelik AK Parti bir düzenleme yapsa hemen ertesi gün CHP’yi siyaset yapan bir organizma gibi değil AYM’ye başvuran bir dernek olarak görüyoruz. Yaptıkları tek şey engelleme faaliyeti üzerine kurulu bir yaklaşım. Ya da bugün toplumla paylaştıkları bir önerileri olduğunu gördünüz mü? Siyaset toplumsal ihtiyaçların önünün açılması için yapılmalıdır.”

kaynak: haberler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here